Bira bahçeleri/Münih

2 günlük Salzburg gezimizi bitirmiş,tatilimizin Münih kısmını yaşamak için sabah saat 07.30 da Salzburg bahnhof’ta olduk.Trenimiz 08.13 treniydi.Tahmini 2 saat sürücekti yolculuğumuz.Görüceğimiz manzara için çok heyecanlıydık.Heidi’yi yada milka  reklamlarını izler gibi bir yolculuk hayal ediyordum.Tabiki o kadar olmadı ama yinede yemyeşil ve güneşli bir yolculuk yaptık.Tren duraklarda yolcu aldı-indirdi,genelde boş sayılırdı,istediğimiz yere olturduk.Cam kenarı ve karşımızda ufak bir masa (desk)vardı.Çay kahve vb ikram yoktu.Metronun lüksü gibiydi.Bizim Ankara-Eskişehir arası çalışan hızlı trende kafalıklarda ekran ve yeme içme ikramı vardı.Almanya olunca insan daha iyisini bekliyor ama manzara tüm açıkları telafi etti ve güzel yolculuk sonunda 10.15 gibi münih tren istasyonuna indik.

Yolculuk

Yolculuk

DSC_0237_320x213DSC_0238_320x213

Münih bizim ilk görmek istediğimiz şehirler arasında değildi fakat  Salzburg’a bu kadar yakın hemde kuzenlerimizin yaşadığı şehir olunca mutlaka gitmek istedik.İyiki de gitmişiz kuzenlerimiz bizi çok güzel gezdirdiler.Turist gibi değil,bavyera ruhunu görüceğimiz şekilde dolaştık.

DSC_0240_640x425

Tren istasyonunda bizi kuzenlerimiz Ali ve Mert karşıladı.Eşyalarımzı bırakmak için metro ile kaldığımız Hotel Rivolş’ye gittik.Eşyalarımızı otele bırakıp Ali’nin evini gördükten sonra tekrar metro ile Marienplatz’a doğru yola çıktık.Daha önce internet çalışmalarımdan Sendlinger Tor üzerinde bululanan Tea House isimli harika bir çay satan dükkan bulmuştum.Bu dükkan google maps’te içinin gezilmesine izin vermiş,içini de gezmiştim.Metro’dan çıkar çıkmaz Sendlinger tor üzerinde hemen karşımıza çıktı.Birçok çeşit(……………………………..)çayları aldık.Raflarda metal küçük kutularda çaylar bulunuyor,koklamanız için.Beğendiğinizi de alıyorsunuz sonra.Bize Pina colado’lu,buz ve ateş isimli,Çikolata naneli gibi birkaç çeşit aldık.Eve gelince içiyoruz harika çaylar keşke daha fazla alsaydık diyoruz.

Tea house

Tea house

Tea house’dan çıkıp Sendlinger Tor üzerinde mağazaları geze geze Marienplatz’a ulaştık.Saat 12 olması sebebiyle kalabalık  bir insan topluluğu ile birlikte Rathaus binası ve ordaki kulede bulunan şaheser saatin figürlerini izledik.Çan çalmasından bir süre sonra başladı önce üstdeki figürler duello vb figurler yaptı,sonra alttaki insan figürleri dans etmeye başladı:)Gerçekten çok eğlenceli ve güzel bir andı bizim için.

Marienplatz

Marienplatz

Marienplatz ise bence Tarihi ve estetik açıdan Avrupa’daki benzerlerinin gerisinde ama Münih’in 0 noktası demek yanlış değil tabiki.Biz Marienplatz’den ayrılıp acıkan karnımızı doyurmak ve meşhur Alman biralarını denemek için yola koyulduk.

5 meşhur markası olsada Münih diyince 2 adet bira ve evleri öne çıkıyor.Hofbräuhaus ve Agustiner sevimli bir rekabet için.Hemen sonucu söyliyim,Agustiner birası daha güzel(kıl payı),Hofbräuhaus‘un bira evi daha  güzel(açık ara).İkiside karşılıklı diyebileceğim uzaklıktalar.

DSC_0254_319x480DSC_0274_640x425

Hofbräuhaus bira evi

İç mekanı ambiansı çok güzel,güzel havalar için bahçesi ise harika.Etleri şahane görünüyordu(dana,hindi,domuz çeşitleri)mevcut.Sosis ise weisswurst(beyazsosis demekmiş) isimli beyaz sosisi meşhur.Biz içinde ne olduğunu sorduk ama bunun içi sorulmaz yanıtı aldık.Elif hindi eti yedi bense içi sorulmayan ne kadar sosis varsa denedim.Kuzenlerle gezmenin avantajı tavsiye alarak gittiğimiz yerin en güzellerini nokta atışı denemek oldu.Ekmek şeklinde olan leberkase sosis sanırım hayatımda yediğim en ilginç ve en lezzetli sosisti.Biralar ise çeşit çeşit geldi (Arpa/buğday)Ben arpa birasını Elif ise buğday birasını sevdi.Ama ikimizde küçük bardak içebildik,1 litrelik şişeler çok güzel görünüyordu ama bizim onu bitirebilme şansımız yok gibiydi.

Uyarı!Bu bir sosistir:)

Uyarı!Bu bir sosistir:)

DSC_0280_640x425

Hofbräuhaus‘u geçtikten sonra çok merak ettiğim,yüzyıllardır kurulan viktuelinmarkt’a gittik.Benim Münih’te en beğendiğim yer orası olabilir.Aslında Münih’te Hofbräuhaus,Deutches museum,hofbraukeller  ve viktuelinmarkt   gittiğimiz 4 ana yer.4 üde harika sınıfında yer alabilir.

Viktualienmarkt

Aslında çok uzun yıllar önce halk pazarı olarak kurulmaya başlanmış.Artık devamlı kurulan ve halk,turist yani herkesin yaşam merkezi olmuş.Yerel markalar gibi Nordsee gibi markalar da yerini almış.Sonsuz çeşit sosis ve et satan şarkuteriler,pastaneler,bira bahçeleri ve çeşmeler.Herşey burda çok güzel.Eğer hava güzelse hiç kaçırmayın ve burayı mutlaka ama mutlaka ziyaret edin.Nordsee olduğunu da unutmayın:)

Karnımızı doyurup içtiğimiz biradan sonra otele dinlenmeye gittik.Akşam kuzenlerimiz biri kendi kuzenleri ile birlikte ,hofbraukeller  isimli bira bahçeşine davet etmişlerdi.İyi bir dinlenme gece için gerekliydi.

DSC_0283_640x425

 

Hofbraukeller  Harika bir deneneyim…

Burda bir bina var.Klasik bir restorant binası.Bahçesi ise yaklaşık 2000 metre kare,incecik masalar ve sırtı olmayan banklarla konumlanmış.Sırtınız arkanızda oturan kişiye dayanıyor:)Bira bahçelerinin ortak özelliği söğüt ağaçlarının altında oturuyorsunuz.Bahçede açık büfe et salata ve balık standları var.Bir de tabiki sosis.Burda bira sadece 1 litrelik bardaklarda geliyor küçüğü yok.Bizi harika agırlayan ev sahiplerimiz izden ve dr.özgür bira bahçelerinin hikayesini anlattılar bize.Hikaye söyle;

Eski zamanlarda bira üreticilerinin bira satmaları yasakmış.Sadece üretip devlete yada büyük toptancılara satabilirlermiş.Biranın üretilip saklanabilmesi için de soğuk ortamlarda bulunması gerekiyor.Bu sebepten yer altına mahsenler yapılmış ve soguk artsın diye üstüne söğüt ağaçları dikilmiş.Daha sonra hükümet sadece ürettikleri yerde vatandaşların gelip evden yemek getirip piknik yapmalarına izin vermiş.Bira sadece satılık olabilirmiş.Yemek evden gelme zorunluluğu varmış.İşte böyle bira bahçeleri oluşmuş.Tabi bugün yemek hizmeti veriliyor ama biz evden dolma getiren meze getiren birçok kişi gördük.sadece biralarını ordan almaları mecburi.Geleneklerini bugün bile zevkle yaşatabilmelerinden ötürü Almanlara özendik.

Bira bahçeisinin olduğu semtde metal bir ağaç gördük.Bu aslında metal degil gerçek ağaçtan olurmuş kasabalarda ve ağacın üstünde simgeler olurmuş.mesela ekmek,ilaç vb.Bu o kasabada ekmek fırını var,eczane var gibi bilgilendirme içinmiş.Yılın belli zamanları bu ağaçları dikiyorlarmış hemde tamamen insan gücüyle.Bu da bize geleneklerine ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor.

Hava kararıncaya kadar süren harika sohbete içtiğimiz Ragler isimli limonlu bira iyice tat katmıştı.Havanın Münih standartına göre sıcak olması tüm Münih’lileri sokağa dökmüştü.Bu bira bahçesini de sizlere şiddetle önerirken bizlere harika ev sahipliği yapan ev sahiplerimize de tekrar teşekkür ediyorum.

ccccc

DSC_0293_640x425DSC_0294_640x425DSC_0295_640x425

Son gün-son durak:Deutches museum

Müze gezmesi her zaman zevklidir.Aslında buraya gelirken kafamızda son gün için English Garden adı verilen harika şehir parkı vardı fakat havanın bozması ve yağışlı olması nedeniyle rotamızı müzeye çevirdik.Müzede teknoloji,hava araçları,denizaltılar,gemiler(eski-yeni)Cam bölümü,Maden bölümü(yer altına inilen kömür madeni yapmış adamlar)Coğrafya,İnsanlık tarihi vb birçok bölüm var.Fazla söze gerek bırakmayan müzenin büyüklüğünü ve detaylılığını fotoğraflardan anlıcaksınız sadece şunu söyliyim içerde yolcu uçağı bile var:)

Müzenin girişindeki mağaza ise bence en az müze kadar özel,aslında müzelerin hediyelik eşya satan bölümleri sıkıcı olur ama burdaki mağaza tamamen farklı.Teknoloji,bilim ağırlıklı ama kitap ve oyuncak bile var.Bir nevi nezih-d&r gibi.İçindeki satılanlar gerçekten orjinal.Bi göz atma amacıyla girip 1 saat geçirdik:)

DSC_0319_640x425DSC_0328_640x425DSC_0314_640x425

Müze ziyaretini yapıp kısa süren Münih gezimizi bitirdik.Havaalanı yolculuğu hüzünlü geçti.Kuzenlerimiz Ali ve Mert bizi pasaport kontrolune kadar geçirdiler.Onlara da çok teşekkür ediyoruz bizim için de çok güzel bir gezi oldu sayelerinde.

Elveda Münih

Elveda Münih

Münih için notlar:

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fiyortlar ve Norveç :Geleneksel gemi gezimiz

Artık geleneksel hale gelmiş olan gemi gezimizde bu yılki rotamız Fiyortar yani Norveç’ti. 10 kişilik kalabalık aile topluluğumuzun en küçüğü tabiki Emir’de ekipte yer aldı.Gemimiz yine MSC filosunda yer alan Orchestra isimli gemiydi.Daha önce yolculuk yaptığımız Magnifica ve Preziosa kadar büyük,yen, ve etkileyici olmasa da büyük salonları ile göz kamaştırıyordu. Tur operatörlerinin son Fiyortlar turuna […]