Sisli Orman:Ljubljana

Sisli Orman:Ljubjana

Eylül aynı tatil programımız,aile büyüklerimizin programları sebebiyle kasım ayına kalmıştı.Rotamız çok kez değişti.Başlangıçta rotamız,Malta adasıydı.İşin aslı benim daha keşifler içeren rota isteme arzum nedeniyle iptal olmuştu.Yeni program ararken THY’nin promosyonlu biletleri dikkatimizi çekti.THY’nin gidiş-geliş Düsseldorf’ta karar verdik.Hem Almanya görmek istemem,hemde turların gitmediği bir yer olması seçimimi güçlendirmişti.Amsterdam’a trenle gidicek,köln’e de uğrucaktık.Meşhur   ALLSTADT ,küçük ama sevimli şehir  yapısı diğer artılarıydı.Fakat kayınpederimin Almanya tecrübeleri ve yagış korkusu güzelim Düsseldorf’ubda başını yedi:(

Artık yeni bir rota bulup,değiştirmememiz gerekiyordu.Okuduğum Osmanlı-Habsburg mücadelesi anlatan kitabım,iz tv’de yayınlanan ve tarihi savaşların yerinde çekilmiş belgeseller,eşimin bayıldığı transilvanya kökenli dracula dizileri ve en son Avrupa basketbol şampiyonasında adını hep duyduğum Ljubljana beni kendine çekiyordu.Aslında nedensiz sevmediğim balkanlar,askerlikte Trakya maceram ile ilgimi çekiyordu.Osmanlı-Macaristan-Viyana ilgimde bunu güçlendiriyordu.

 

Ve sonunda olan oldu eylül başında THY promosyonlu biletleri güncelledi ve Ljubljana eklendi:)

1.AŞAMA:ELİF’İ LJUBJANA’YA İKNA ETMEK:)

 

Malta,Almanya derken Slovenya-Ljubjana Elifik’te hayal kırıklığına yol açmıştı.Benim uyumlu yol arkadaşım ilk kez az da olsa isteksizdi.Ljubljana’nın ne yazılabilen nede okunabilen unutulmuş bir yer olduğuyla ilgili dalga geçiyordu.Benim hayallerini kurudğum Bled gölü ise daha da fena bizdeki baraj gölleriyle kıyaslanıyordu:)Ama benim her kararımı destekleyen hayat arkadaşım,biricik karım yine bana güvendi ve kilit kelimeyi kurdu:’sen güzel diyorsan güzeldir kesin!’

 

2.AŞAMA:UÇAK-OTELLER VE TRANSFER REZERVASYONLARI

Karar verildikten sonraki akşam sırasıyla THY’den uçak biletleri alındı,booking’den otellere bakıp,Ljubljana için Hotel Emonec isimli merkezi 2 yıldızlı ama çok tavsiye alan bir otel seçtik.Merkeze yakın değil,bu otel merkezin kalbinde bulunması ve bizim sadece 24 saatimiz olması seçim sebeblerimizdi.Bled gölünde ise Vila Preseren diye 4 yıldızlı bir otel gözümüze çarptı.250 yıllık geçmişi olan bir villa ve sadece 6 odası var.Gölün kenarında olması ve butik olması seçim sebebimiz oldu.Google maps’ten baktığımızda Bled kalesinin hemen altında ve Bled kilisesinin yanında olan önünden göl kenarı yürüyüş yolu(promenade)geçen harika bir yerdi.Büyük oteller,çarşı ve restorantların yer aldığı Bled merkezine ise yürüyerek yaklaşık 7-8 dakikaydı.

Biletler alınınca,rezervasyonlar yapılınca artık gezi çalışmalarına ağırlık verme zamanıydı.Kendingez.com,gezialemi.com,in your pocket vb site ve applicationlar artık devredeydi.Maps sayesinde Ljubljana ve Bled iyice çalışılcaktı.Havaalanı-Ljubljana,Ljubljana-bled transferleri de ayarlamam gereken diğer konulardı.Havalimanı-Ljubljana transferi için 3 alternatif vardı.Taksi 50 euro,shuttle 9 euro,otobüs 4 euro.Biz internetten araştırmamız da  MNJ diye bir şirket bulduk,shuttle ve 9 euro’ya götürüyordu.Rezervasyonumuzu yaptık.(www.mnj.si)zaten 2 şirket varmış,ikiside tertemiz mercedes vito tarzı araçlarla götürüyor.Cuma günkü Ljubljana-Bled transferi için araştırdım ve alpetour diye bir şirket ön plana çıktı.(www.alpetour.si)Saat başı aracları var ve bileti terminal binasında alıyorsunuz.Otobüs içinde de şöföre ödeyebiliyorsunuz.Alpetour a mail atttıp ve rezervasyona gerek olmadığı söylendi.Baştan söyliyim Slovenya küçük bir ülke bu yüzden işlemler amatör ama kolay.

Evet artık Kastamonu’dan başlıyan yolculuğumuzu anlatmaya başlıyorum…

7 KASIM 2013

Bir gün önce rahat bir yolculukla İstanbul’a Annanemize gelmiştik.Gezi için heyecanlı ama Emir’i bıraktığımız için buruktuk.Annanesinde olması içimizi rahatlatıyordu.

 

 

İstanbul,Bağdat caddesinden sabah saat 8 de yola çıktık,sağnak yağış hem trafik hemde hava durumu yüzünden endişeliydik.Bir gözün yolda,bir gözüm ise accuwheather.com da Ljubljana’nın hava durumunda.Soğuktan korkmuyoruz ama yağış bizi tedirgin ediyordu.Perşembe-Cuma hava güneşli 12-15 derece,Cumartesi ise sağnak yağışlı 7-8 derece gibi duruyordu.Evet klasik İstanbul sorunu yani azıcık yağmur ile keşmekeşe dönen trafik sayesinde tam 2 saat 10 dakikada havalimanına ulaştık.Uçusumuz saat 12.25 tk 1061 sayılı THY nin İstanbul-Ljubljana seferiydi.

 

 

Uçuş için online check-in sayesinde hiç sıra beklemeden bagajlarımızı verdik ve pasaport kontrolü ve free shoplara ordan da uçağa geçtik.Sorunsuz ve güneşli bir havada tam 2 saat uçtuk ve yerel saat 13.30′da Ljubljana’ya indik.Hava beklediğimiz gibi 15 derece ve güneşliydi.Hiç sorunuz pasaport kontrolünden geçtik.Polis bana neden geldiğimi,ne kadar kalıcağımı ve otelimi sordu ve hemen damgayı vurdu.Havaalanı tabiri caizse minnacıktı:)hemen bağajları aldık ve rezerve ettiğimiz MNJ tur a gitmek için cıktık.İntermet sitelerinde Shuttle’ların yerini fotoğraf ile gösterince büyük sandığımız alan küçükmüş.Kapıdan çıkarçıkmaz araçları gördük ve gittik.Eşim,ben ve bir yolcu ile yola koyulduk.15 km’lik keyifli yolculuk söför ve yolcu ile sohbetle geçti.Birçok konuda tavsiyeler verdiler.Gezimiz boyunca görüceğimiz sıcakkanlı Slovenleri hemen görmüş olmuştuk bu iki arkadaşımızla.

Servis bizi Preseren meydanın,copova sokak girişinde indirdi.

Otelimiz Wolfova sokaktaydı ,100 metre yürüdük diyemem.Preseren meydanından geçip,otelimize kavuştuk.Meydan gençlerle dolu cıvıl cıvıldı.Otelimiz temiz,yalın ve merkezdeydi.Avrupa’daki birçok 2 yıldızlıdan güzeldi.Duşu ve banyosu temiz ve kaliteliydi.Otelin kahvaltısı hayret edici güzeldi,herşeyden bol bol vardı.Dikkatimi çeken en ilginç nokta,otelde radyatör-petek-klima vb bisey yoktu.Bir oda termostatı vardı ama ısıtan bisey yoktu,ama oda sıcacıktı.Sorduğumuzda duvarlardan ısıtma olduğunu söylediler.Estetik ve ısınma açısından çok başarılıydı.Odada biraz dinlenip(15dk)üstümüzü değiştirip dışarı çıktık.Güneş bize bakıyordu,rüzgar çok azdı, hava beklediğimizden iyiydi.Üstümüz biraz kalın bile kaldı.

 

İlk olarak yazımda size Preseren meydanından bahsedicem.Cünkü burası gerçekten eski Ljubjana’nın 0 noktası kalbi.Eski ljubljana derken kale çevresinde kurulmus(vodnikov,mestri,stariri,gornjı trg’ler)var.Bu sokak ve meydanlar yanyana dizilmiş.Preseren meydanına bunlar meşhur 3′lü köprü olmak üzere kasaplar köprüsü ve Ejder köprüsü ile bağlanıyorlar.Bu alanın dışında zaten trafik başlamasıyla yeni Ljubljana başlıyor.

 

Şehrin simgesi ejderha ve buna uygun ejder köprüsü var.

 

Ama bence şehrin merkezi Preseren meydanı ve şehrin simgesi meydana adını veren Şair PRESEREN.Slovenlerin milli şairi ,hatta bir şiirinin bir kıtası milli marşları.Meydanda çok güzel bir heykeli anıtı var.Kavuşamadığı Julia Primic isimli bayan,büstün karşısındaki Wolfova sokak girişindeki apartmanın 1.katı ile 2.katı arasında kabartma büst olarak yerini almış.

 

Gerçekten aşıklar kavuşamış ama heran birbirlerine bakıyorlar.Presren Viyana’da hukuk okumuş bir avukat,ailesi papaz olmasını istemiş.O ise en sonunda adını şiirleri ile duyurmuş.Bu güzel hikayeyi Elif’e anlatıp meydanı incelerken 3′lü köprüye geldik.Ljubljana’yı geçirdiği depremlerden sonra baştan imar eden mimar Plecnık bu köprünün mimarı.Çok estetik ve orjinal.Altından geçen Ljubjana nehri kale ve cevresi ile Presren meydanını ayırıyor.3lü köprüden gecinde geniş bir koridora çıkıyorsunuz(strtarjeva).bu koridorsun sağ tarafında mercator isimli zincir marketin güzel bir şubesi ve onun hemen yanında adını hatırlayamadığım hediyelik eşya mağzası var.Bu mağzadan bahsetmemdeki sebep içerde orjinal ve el yapımı ürünler olması.Fiyatlar Ljubjana için yüksek ama ürünlerin kalitesi açısından uygun.

Neyse,bu koridor bizi Mestri trg. ve Robba çeşmesi karşınıza çıkıyor.Mimar Robba’nın kendi adını taşıyan eseri estetik bir çeşme,üzerindeki 3 figür bu topraklardaki 3 büyük nehri simgeliyor.Biz tadilata yakalanmışız malesef çıplak gözle göremedik.

 

Önce sağ tarafa yöneldik mestri trg.’den.Sokak genişken,ilerledikce inceliyor.Biraz yürüyünce harika bir çukulatacı la chocolatte karşımıza çıktı.İçerde bizde olmayan  sıcak ikram edilen…………..var,ve çok çeşitli çukulatalar var.Elif burdan ayrılamadı ve birçok çukulata aldık.

 

Benim aklım www.kendingez.com  da çokca bahsedilen CUKRCEK  vardı hep.(www.cukrcek.si). Biraz daha sokağı ilerleyip,Stariri trg’ye yaklaşınca karşımıza çıktı.Çukulata anlamında  La chocolatte’ den çok üstün değildi fakat burda acıbademli çukulatalar ve acıbadem likörü olması fark yarattı.Burdan da beni uzaklaştırmak zor oldu ve hediyeler alındı.

Bir önemli not,freeshop yada marketlerde Slovenyanın yerel çukulata markası GORENJKA  bulabilirsiniz.Ben inanılmaz sevdim ve bir çok çeşidi var.Fiyatı ise bizdeki damak çukulatası fiyatı.Mestni ve Stariri trg’lerden kaleye çıkan eski sokaklar harikaydı.İnsan bir gün bu sokaklarda dolaşmaya ayırabilir.

 

Yürüyerek Gornj trg’ye kadar geldik ve burda başlayan trafiği görüp geri Vodnikov trg’ye kadar yürüdük.Ertesi gün sabah görmeyi planladığımız kalenin funikuleri burdan çıkıyormus.Saat 10.00′da başladığını ve bileti yine ordaki gişeden alıcagımızı öğrenip pazara koştuk.

 

Pazar tek kelimeyle harika ve hergün kuruluyor.Post-deri-çiçek-bal ve meyve sebze yanında ahşap standları da çok ilginç.Ayrıca pazarın devamında kapalı marketlerin olduğu alanlar bir bina içinde.Yaz-kış pazar herdaim açık yani.

 

Saat yavaş yavaş ilerlemişti odamıza biraz dinlenmek üzere dönmeye karar verdik,akşam vakitleri Preseren meydanını da merak ediyordum bu yüzden yolu  Vodnikov meydanındaki KASAPLAR KÖPRÜSÜ-EJDER KÖRÜSÜ  VE PETKOVSKOVO NABREZJE caddesinde dönücektik.Bu caddedeki ünlü CACAO isimli cafeye de uğrıcaktık.

 

Cacao(Petkovskovo Nabrezje 3, Ljubljana, Slovenya ) harika bir cafe nehir kenarına masalarını koymuş,bir yanda nehir bir yanda kale manzarlı harika bir cafe.

 

Size Cacao’da MİXTEC isimli karışımı siddetle tavsiye ediyorum.Sıcak çukulata içinde bademli dondurma eriyor,üstünde krema ve file badem var.Hayatımda içtiğim en güzel çukulata çeşidiydi,koca kase az geldi inanın.

 

Eşim sadece sıcak çukulata istedi çok güzeldi ama aklı benimkinde kaldı.

 

Ordan çıkıp Preseren meydanına geldiğimizde eşim kestane kokularına dayanamadı ve harika kestane mangalından kestane alıp güzelce yedik.Artık hava biraz kararmıştı odaya gidip dinlenicektik.Araştırmalarımız sonucu SOKOL yada JULİA isimli lokantadan birine gidicektik.Öncesinde ise ZVEZDA parkı ve KONGRESNİ meydanını gezicektik.

 

Odadaki dinlenmemizden sonra dışarı çıktığımızda hava tamamen kararmış ve SAİNT PETERSBURG ‘da olan ışıklandırmayla karşılastık.Ljubljana gece bir başka güzeldi.Zaman zaman karanlık olsada çok güzeldi.Maxi avm’ye gittik güzeldi ama ülkemizde alası oldugu için bence zaman kaybı.

 

Yemek için Sokol daha gençlere yönelik daha pub tarzıydı o yüzde daha şık ve lokanta havası olan kaliteli Julia’yı seçtik.Yemekleri güzel ve ortam çok güzeldi içkilerle 30 euroya herseyi yedik eşimle.Julia’yı tavsiye ederim,tek kötü yanı denemek istediğim at eti yoktu,Sokol’da vardı ama midemi bozarım diye deneyemedim.

 

Gece yemekten sonra sokakları dolaştık.Preseren merdanına bakan Copova sokak’ta KRAS  isimli hırvat dukkanı vardı,çukulata ve likorleri güzeldi,biz bal likörleri ljubjana nın çok meşhur ve biz aldık.Bal brendisi aslında çok az alkol var ve gerçekten soğuk havada çok iyi geliyor.

 

Bu arada unutmadan Ljubjana pazarına zaman ayırın,burası balları ile ünlü topraklar,propolis,polen ve çeşitli çiçeklerin balları mavcut ve malesef bizde zaman zaman gördüğümüz şeker basma olayı yok yani tamamen doğallar.Size tavsiyem,Porpolis Polen ve Bal karısımları mevcut.Ben aldım her sabah bir çay kaşığı yiyorum iyi geliyor.

 

Neyse gece Tarihi binalar önünde fotoğraflar çektirdik,boş sokaklarda dolaştık,dönerken acıktık ve burger king’e gittik.Tek cheesebuger 1 euro Türkiye ayarı.Karnımızı doyurduk ve otele döndük ertesi gün yoğun geçicekti.

 

Saat 10 oldu ve biz funiküler başındaydık.Teknolojik bir sistem ama cam ağırlıklı olduğu için hem manzara tamamen karşınızda hemde tarihi dokuya bir metal yığını olarak zarar vermiyor.

Fonikülere binmek istemeseniz biraz engebeli de olsa yürüyüş yolu var.

Kale çok eski tarihlere uzanan aslında bir  Roma kalesi,1960 yılına kadar halk kalede yaşıyormuş.O yılda hükümet kaleyi almış,yinede kalenin hemen bitişiğinde eski evler yaşıyanlar var.Kale elden geçmiş ama yapı hiç bozulmamış,modern ve tarihi inanılmaz uyum yakalamış.İçinde müzeler,restorantlar bile var.Kale akşam yemek için bile güzel alternatif.

 

Gözetleme kalesine çıkan merdivenler korkunç ama çok orjinal,manzara ise harika.Tüm Ljubljana ve Tivoli park ayaklarınızın altında.360 derece panoromik manzara var tabiki.

 

 

Müzede neandertallerden iskeletlerden General Tito’ya kadar geniş yelpaze var.En beğendiğim teknoloji inanılmaz kullanılmış.Duvarlara yaklaşınca loş ışık beliriyor ve içerden tarihi eşyalar görülüyor.Kendinizi 2000 yıllık geziye çıkan tarihçi ve sanat galerisi gezen sanatsever gibi hissediyorsunuz.

 

Vaktimiz az olduğu için 1 saatte müzeyi bitirip tekrar pazara döndük.Yük olmasın diye bişey almamıştık.Bal başta olmak üzere alışverişimizi yaptık. Tam anlamadık ama bugün özel bir günmüş. Pazarda temsil vardı.

 

Eşim burek dedikleri böreği merak ediyordu.Bence kalındı hamuru ama uzman eşimdir o beğendi,demekki güzeller.Bosna tatlısı diye Baklava adıyla bizim baklava bile var pazarda.Saat 12 de Bled otobüsüne gitmeyi düşünüyorduk.O yüzden Preseren meydanından,otobüs terminaline 800 mt yürümeye başladık.Miklosivice caddesi boyunca yürüyüp terminale ulaştık.Terminal çok çok küçük bizim sıradan otobüs firmalarının kendi merkezleri kadardı.

Otobüsü kaçırdık!!!

Terminale gittiğimizde 12.00 otobüsünü 1 dk ile kaçırdığımızı anladık ve mecburen 13.00 otobüsüne 2 bilet aldık.Öyle yer falan yok:) nereye kim boş bulursa oturuyor.1 saat otogarın karşısındaki tren istasyonun kafelerinde oturup zaman geçirdik.Unutmadan söyliyim Slovenya’daki cafe ve restorantların hemen hemen hepsinin ücretsiz wi-fi var.Bize de zaman geçirmek için harika fırsat oldu bu.13 de otobüse bindik,bizdeki eski 302 mercedes otobüsler yani 80′lerde kullanılanlar gibi ama ülkede herşeyin olduğu gibi tertemiz.Ottobüs,şehirlerarası otobüs değil ,bir okul servisi gibi.Her duraktan öğrenci topluya topluya gidiyoruz,önce Kranj sonra Radovljica sonra da Bled.

 

Evet artık Bled kasabasındaydık:)yol boyunca at çiftlikleri,sosyal ve özel tesisler harikaydı.Sanki sisli bir ormanın içinden geçip bu güzel yere ulaşmıştık.Yolda heryer yemyeşil ve topraktan sadece 1 metre yukarda sis oturmuş ovalar.Bled kasabası ise tertemiz düzenli ve samimi havası bizi hemen sarmıştı.Devamı Bled yazımda….

 

Ljubjana için 5 farklılık

1-Preseren meydanı

2-Kale

3-Pazar yeri

4-Cacao cafe

5-Ckrucek cukulatacası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fiyortlar ve Norveç :Geleneksel gemi gezimiz

Artık geleneksel hale gelmiş olan gemi gezimizde bu yılki rotamız Fiyortar yani Norveç’ti. 10 kişilik kalabalık aile topluluğumuzun en küçüğü tabiki Emir’de ekipte yer aldı.Gemimiz yine MSC filosunda yer alan Orchestra isimli gemiydi.Daha önce yolculuk yaptığımız Magnifica ve Preziosa kadar büyük,yen, ve etkileyici olmasa da büyük salonları ile göz kamaştırıyordu. Tur operatörlerinin son Fiyortlar turuna […]