Msc Magnifica ile Ege Adriyatik turu

Gemi ile Ege-Adriyatik Turumuz

Mayıs 18, 2012 by   (Edit) 
Filed under Genel, Yurt Dışı

 

 

2011 yazının temmuz ayında yaptığımız güzel İspanya gezimiz çok eğlenceli ve bir o kadar da yorucuydu.Geçen yıl yaptığımız İtalya gezimiz sonrasında yaptığımız Sharm tatilimiz bize çok dinlendirici gelmişti.Bu yıl da Gemi turunu hem komfor hem çok mekan gezme hemde bu ikisini dinlenerek yapabilme avantajları nedenleri ile seçtik.Baştan söyleyeyim çok iyi bir seçim yapmışız.

Cruise firmaları arasından akrabalarımızın daha önce denemiş olduğu MSC firmasını alternatif düşünmeden seçtik.Rota da uçak derdimiz olmasın,yorulmayalım diye  İstanbul kalkışlı Ege-Adriyatik rotasıydı.Gemimiz 3000 yolcu 1000 personel taşıyan Magnifica isimli gemiydi.Rotamız ise;

1.Gün:İstanbul 16.30 kalkış

2.Gün:Denizde seyir

3.Gün:Dubrovnik Hırvatistan

4.Gün:Venedik İtalya

5.Gün:Bari İtalya

6:Gün:Katakolon Yunanistan

7.Gün:İzmir

8:Gün:İstanbul varış 10.00

Gezimize İstanbul boğazından basladık.Sabah 10′da gemiye ilk binenlerdendik.Gemiye binerken herkese bir akıllı kart düzenleniyor.Bu karta ister nakit ister kredi kartı vererek para yükleniyor. Seyahatiniz boyunca gemide kumarhane hariç hiçbir yerde nakit para geçerli olmuyor.

Gemi Karaköy’e demirlemişti.Bilenler için söylüyorum SGK İL MÜDÜRLÜĞÜNÜN tam önündeydi.Çok beklemeden gemiye bindik.Eşyalarımızın ilerleyen saatlerde odamıza bırakılacağı söylendi.Odamız iç kabindi.Yani camı balkonu yoktu ama beklediğimizden geniş ve konforluydu.Eşyalarımız olmadığı için biz saat 15teki tanışma toplantısından önce saat 12deki öğle yemeğine katıldık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öğle yemeğini Alacart ve açık büfe olmak üzere 2 tip alabiliyorsunuz.Biz genelde hep açıkbüfe tercih ettik.İstanbul da ilk öğle yemeğimizde tarihi yarımada ve boğaz köprüsü manzaralı harika bir yemek yedik.Size tavsiyem gemiye binişte İstanbul’dan  uzaklaşana kadar en üst kattan eşsiz İstanbul manzaranızı izleyin,biz öyle yaptık:)

 

Gemimiz kalktıktan sonra saat 15te toplantımız vardı.Rehberlerimiz bize yemek başta olmak üzere gemiyi ve düzeni anlattılar.Akşam yemeklerini 2 grup olarak alıyorduk.Birinci grup 19 da 2.grup 21.30 da.Biz ilk grupta olmanın avantajını yaşadık.Yemeğimizi L’Edera restorantta harika manzaralar eşiliğinde yedik.Masamız cam kenarındaydı.Bizim gibi doktor olan bir çift ile masamızı paylaştık.Dost canlısı çok kaliteli insanlardı.ilk Akşam yemekten sonra tüm gece gemiyi, salonlarını ve güvertesini gezdik.Ama genel olarak akşamları düzen  yemek-gece showları-animasyon ekibinin gösterileri şeklinde geçiyordu.Geminin çok güzel bir tiyatrosu var.Akşamları yapılan showlar ise çok kaliteliydi.Sizi yazımın en sonunda gün gün kimler show yapmış belirteceğim.İlk akşam günün yorgunluğundan olsa gerek 23 gibi odamıza gidip uyuduk.Unutmadan saat 20.30 civarlarında Çanakkale boğazından geçiş benim için unutulmazdı.Boğazın meşhur esen rüzgarını yaşamış olduk.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2.GÜN(DENİZDE SEYİR…)

2. güne 13.kattadaki Sahara salonunda açık büfe kahvaltısıyla başladık.Gün denizde seyir olduğu için planımız havuz başında güneşlenmek ve kitap okumaktı.Öylede yaptık .Eşimle tüm gün güneş ve geminin tadını çıkartırken özlediğimiz kitap keyfini yaptık.Akşam yemeğinde doktor çiftimizle biraz daha samimi olmaya başladık.Yemek sonrası Franco’nun show unu izlemeye gittik.Barock isimli dans gösterisini izledik.Çok keyifliydi.Dansçılar-şarkıcılar -komedyenler ve aerobikçilerin birlikte showuydu.Oradan çıkıp animasyon ekibinin hazırladığı İdeal Çift eğlencesini izledik:) Gemi müşterileri arasından seçilen çiftlerle yapılan yarışmayı kahkaha dolu geçen 1 .5 saat boyunca izledik. Sonra şansımızı denemek için casinoya gittik.Eşimle 1 saat sonunda 40 euro kazanıp yarın bu 40 euro ile duty free dan hangi çikolataları alsak diye gülüşerek odamıza gittik.Çünkü yarın bizi Dubrovnik bekliyordu.

3.GÜN DUBROVNİK

Dünyada cenneti arıyorsanız bu yer Dubrovnik’tir(Bernard Shaw)

Sabah kahvaltı saatlerinde Dubrovnik e gelmiştik.Meşhur köprüsü karşımızda devasa gemimiz çok zor bir manevra ile limana yanaşmaya çalısıyordu.Zevkle bu yanaşma manevralarını izledim.Dubrovnik’e inince şehir merkezine götürcek servisler bizi bekliyordu.Bizi bekleyen sıcak tehlikesi kendisini daha göstermemişti:)Servisler bizi eski şehirde bıraktılar.Çok çok şirin ve çok küçük bir yerdi ama zevkle gezdik.Dünyanın en eski eczanesini gezdik.Pazarı vardı o gün pazarında dolaştık.Tabiki 3-4 saat hele hele o sıcakta gezmek Dubrovnik’i gezdim demek için yetersiz çünkü asıl güzelligi eşşiz koyları ama yinede Dubrovnik tadını aldık:)Gemiye döndüğümüzde sıcak yüzünden bayılmıştık.Gemimiz artık evimiz olmuştu:)Evimize gelmiş gibi hissediyorduk.Akşam yemeğinden sonra Franco showu izlemek icin tiyatroya gittik.Willer Nicolodi’un meşhur “one man show”u vardı.Kukla hayvanları midesinden gelen seslerle konuşturan eşsiz showu 1.5 saat izledik.Sonra klasik animasyon ekibi vardı.Bu kez uluslar arası karaoke vardı.Yine sıkılmadan izledik.Size anlatmam gereken detay var.Gece hiçbişey yapmasanız bile o kadar çok aktivasyon odası var ki.Puro içenlere özel şık puro odası,Piyano başı sohbet için barlar vb.hiçbişey yapmasanız ana koridorlarda duty free mağzalarını gezseniz bile zaman geçiyor.Birde gece geminin gidişi ile çıkardığı köpükler ve rüzgarını izlemek, hissetmek de ayrı bir zevk.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4.GÜN VENEDİK(kalbimin her sefer kaldığı şehir..)

Sabah kalktığımızda odamızdaki tv.den geminin Venedik’e yanaştığını görür görmez hızlıca hazırlanıp kahvaltıya gittik.Kahvaltımızı gemimiz Venedik’e yanaşırken yedik.Murano Burano adaları,lido hepsinin geminin yüksekliği sayesinde detaylıca izleyerek yanaştık.Daha önceki gelişimiz gibi Venedik’e vaporettolarla gittik.Size ilk tavsiyemi şimdiden veriyim.Vaporettoların buluşma yeri tek.Akşam üzeri Venedik’ten dönerken erken gitmeyin.Çünkü hayatınızda göremeyeceğiniz güneşi orada görürsünüz.Ada olmasından ve hiçbir gölge olmamasından dolayı 2 seferdir biz 15 dakika vaporetto bekleme azabını çektik.Daha önceki İtalya gezimizi yazdığım için Venedik’in detayına girmeyeceğim.Yine kanallarda  gondol turu yaptık,yine san marco meydanındaki Eden cafe de tramisu yedik.Değişik olarak bu kez  Rialto köprüsünden karşıya geçip,kanal üzerindeki restorantların 2.sinde yemek yedik.Daha bilerek ve tadını çıkararak gezdik,
ara sokaklarını dolaştık ve bir sonraki  Venedik haftasonu kaçamağımız için otelleri araştırdık.

Gemiye döndüğümüzde yine klasik Venedik yorgunluğu vardı üstümüzde.Yattık uyduk dinlendik.Akşam yemeğine zinde bir şekilde gittik.Bu gece Kaptan Francesco Ranieri’nin  konuklarına hoşgeldiniz yemeği vardı.Biz İstanbul’dan bindik ama aslında tur Venedik’ten başlıyor o yüzden Venedik gecesi hoşgeldiniz gecesi oluyor.Daha şık kıyafetler giydik o akşam.Bayanlar tuvalet, erkekler takım elbise hatta smokin giydiler.Güzel bir yemekten sonra gecemiz yine gece showu, animasyon ve casino şeklinde devam etti.Gece showunda gemi kaptanımız ve mürettebatı bizlere tanıtıldı ve selamlandık. Animasyonda ise bu gece Grease gecesi vardı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5.Gün Bari(Alberobello)

Günlerden pazar olduğu için Bari’nin hemen hemen tüm dükkanları kapalı olduğundan dolayı Alberobello isimli yerel bir köye gittik.Çok ilginç bir hikayeye sahip köyümüz tek tip ve çok orjinal evlerden oluşuyor.İtalya nın tarihinde bir savaşta kahramanlık yapan  bir grup askere bu bölge bedelsiz olarak verilmiş.Kral sadece yılda bir kez vergi vermelerini emretmiş.Belli bir süre vergi veren köylüler bir süre sonra vergi vermek istememişler.Çözüm olarak bu özel dizayn evleri yapmışlar.Vergi memurunun her yıl geldiği zaman belli olduğundan kolaylıkla yıkılan ve yapılan bu evleri yapmışlar.Harç yada benzeri yapışkan olmadan yapılan bu taş evler,tepedeki kilit taşının çekilmesi ile yıkılıyormuş.Memur gelmeden evleri yıkıp köyde kimse yaşamıyormuş gibi senelerce yaşamıslar.Memur gidince hemen evleri yeniden yapıyorlarmış:)Bugun turizme açılan köy evleri güçlendirilmiş ve herbiri hediyelik eşya satışında kullanılıyor.Harika ev yapımı şarap,zeytinyağı,kurabiyeler ve enfes likörler vardı.Bol bol aldık.Özellikle fındıklı,çikolatalı ve kavunlu likörler nefisti.Hepsinden aldık evimize gelen misafirlerimize ikram ediyoruz.İyi ki bu harika köye gitmişiz.Ertesi gün Yunanistan’ın küçük sahil kasabası Katakolon’a gidicektik.

6.Gün Katakolon(Apollo)

Burası hayal edemeyeceğiniz kadar küçük bir yer.Geminin bu kadar küçük bir yerde durmasının sebebi tabiki Apollo tapınağının orda olması.Biz ise deniz kenarında kardeş topraklarında oturup zaman geçirdik.Hediyelik eşya aldık ve gemimize döndük.Size bir not:Katakolon da çok güzel(fiyatlar açısından) freeshop var.Değerlendirmenizi tavsiye ederim. Bu akşamki animasyonda Miss Magnifica seçildi. :)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

7.Gün İzmir

İzmir de ,ülkemizde olmanın verdiği rahatlıkla  tabir-i caizse:)  geniş geniş gezdik.Daha çok kordon da dolaştık.Eşim kokoreç fanatiği olduğu için kokoreç yedi bende meşhur kumrularından.Birde oranın meşhur bir pastanesinde oturup tatlılarımızı yedik.Bize tüm bu İzmir gezimiz boyunca eşlik eden ve ekstralara katılmamıza gerek olmadığını söyleyen akşam yemeği arkadaşlarımız olan doktor çiftimize çok teşekkür ediyorum.Arkadaşlarımız İzmir’li oldukları için çok şanslıydık. :)

Msc magnifica ile  bir haftalık ege-adriyatik gezimiz başladığı gibi  İstanbul da bitti.Hem otel tatili hem gezme tatili hemde yurt dışı tatili bir arada bulundurduğu için özellikle çocuklu ve büyüklerimizle yapılcak en güzel tatil.Okuduğunuz için sonsuz teşekkürler. Umarım gitmek isteyenlere yardımcı olabilmişimdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fiyortlar ve Norveç :Geleneksel gemi gezimiz

Artık geleneksel hale gelmiş olan gemi gezimizde bu yılki rotamız Fiyortar yani Norveç’ti. 10 kişilik kalabalık aile topluluğumuzun en küçüğü tabiki Emir’de ekipte yer aldı.Gemimiz yine MSC filosunda yer alan Orchestra isimli gemiydi.Daha önce yolculuk yaptığımız Magnifica ve Preziosa kadar büyük,yen, ve etkileyici olmasa da büyük salonları ile göz kamaştırıyordu. Tur operatörlerinin son Fiyortlar turuna […]