Masal şehir:Saint Petersburg

Emir’in hayatımıza katılması nedeniyle bu yaz planladığımız yurt dışı gezimizi yapamamıştık.Eşimle hem iş hemde ev hayatımızdaki yoğunluktan 3 günlük bile olsa ayrılmak istiyorduk.Tabi Emir’i ne kadar özliceğimizi ve tüm tatil O’nu düşünüceğimizi hesaplayamamıştık:)

Tatil için kısa süreli olması nedeniyle vizesiz turları inceliyorduk.Benim çok istediğim ama yapamadığımız Beyrut gezisi için Ekim ayı harika zamanlamaydı.Hem en sıcak değil hemde ülkemize göre çok sıcak  bir yere dinlenme gezisi yapıcaktık.3 günlük olması nedeniyle ekonomik turlardan birini seçtik ve kayıt olduk.Biz kayıt olduktan sonra Beyrut’ta bir Türk iş adamı kaçırıldı ve ordaki aşiretler arasında 7 yıldan sonra çatışma başladı.Biliyorsunuz şu an malesef orası iç savaşa tekrar sürükleniyor.Neyse olaya dönelim,Tur sirketini aradık ve turun olucağını sorun olmadığını söylediler ama ters bir durum için son 11 güne kadar eksiksiz iade ediceklerini söylediler.

Bir ay bu şekilde geçti ve  bizim Suriye tarafından uçağımızın düşürülmesi sonucu Dış işleri bakanlığımız Beyrut a gezileri yasakladı.Artık bize yeni bir rota bulmak düşüyordu.Mevsim sonbahardı,vizesiz ve tarih olarak bize uygun bi yer bulmak zordu.

Araştırmalar sonucu hep gitmek istediğimiz St.PETERSBURG’da karar kıldık.Beyaz geceler zamanı ve 7 gün Moskova-Petersburg  turunu planlıyorduk ama artık bu iki güzel şehri ayırıp iki farklı kısa tatile dönüştürmüstük..

Gezimize 5 gün kala akşam televizyon kanallarına bir son dakika haberi düştü:RUSYA’DAN SURİYE’YE GİDEN BİR YOLCU UÇAĞI TÜRK F-16 LARI TARAFINDAN İNDİRİLDİ.ŞÜPHELİ MALZEME TAŞIYAN UÇAK TÜRK MAKAMLARI TARAFINDAN İNCELENİYOR!!!!!

Artık nereye gitmek istesek savaş cıkıyor gibi olmuştu.Kendimizi suçlu hissetmelimiydik:)Sonraki 5 gün gözümüz tv de   Türkiye-Rusya ilişkilerini izlemekle geçti.Sağolsun yeni sitemiz WWW.KENDİNGEZ.COM arkadaşlarım beni hep rahatlattılar ve gezi günü geldi çattı.

Turumuz İstanbul kalkışlı olduğu için önce İstanbul yolculuğumuz vardı.Gebze’deki yol çalışması yüzünden 8 saatte İstanbul a ulaştık.Çok istediğimiz Gelik’teki akşam yemeğimizi malesef yiyemeden Atatürk havaalanîna gittik ve orda dinlendik.Rossair’in sistemlerindeki arıza nedeniyle 2 saatte yapılan chek-in yüzünden uçağa koşa koşa yetiştik ve yine çok istediğimiz free-shop alışverişimizi yapamadık.Biletleri manuel olarak kesmek zorunda kalınması ve kader sonucu bize business class koltuklar kalmış:)Eşimle yanyana ve geniş rahat koltuklarda ikili sıralı şekilde çok rahat bir yolculuk ile St.Petersburg’a ulaştık.Bu arada uçağımız Rossair’in 23.45 İstanbul-St.Petersburg uçağıydı.Sabah saat 5 gibi uçağımız St.Petersburg ‘a indi.Hava sıcaklıgı 0 dereceydi:)

Pulkova havaalanının 2 numaralı terminaline inmiştik.Oldukça küçük bir terminaldi.Sorunsuz pasaport kontrolünden sonra artık Rusya’daydık.Bizi Sergi isimli Saint Petersburg üniversitesinde Türk dili ve edebiyatı okumuş rehberimiz karşıladı.17 kişilik küçük sayılabilcek bir turduk.Otellere saat 10 itibari ile giriş yapıcağımız için saat 06.30 dan 10.00 a kadar panoromik şehir turumuzu yapmamız mantıklıydı ve öyle oldu.Trafik olmadan rahatça gezmek ve insanlar olmadan o harika binaları,yapıları rahatça fotoğraflamak inanılmaz güzeldi.

NEVA NEHRİ

ST.İSAAC KATEDRALİ

AURORA

OPERA BİNASI

Panoromik turda Çar deli Petro nun ne kadar harika bir şehir kurduğunu hemen anlıyorsunuz.Öncelikle söyliyim,kanalllar ve adaları birbirine bağlayan köprüler nedeniyle kuzeyin VENEDİK’i denilen Petersburg da venedik havası yok.Fakat harika bir şehir.Kanalları,denizi harika parkları ve zarif insanlarıyla Saint Petersburg başlı başına karakteri olan bir şehir.

Panoromik tur da aklımda kalan yerler,ST.İsacc katedrali,tatar camisi ve yazlık saray oldu.Birde neva nehrinin en genis olduğu yer olan Poseidon heykeli alanı çok güzeldi.Tarihi savaş gemisi Aurora’da görmeye değerdi.Tatar camisinin  çini islemeleri ise harikaydı,dünyanın en kuzeyindeki camiymiş ve devlet her dinden ibadethane olsun diye yaptırılmış.3 vakit namaz varmış.İlk kan kilisesi ise sanırım görenleri kendine hayran bırakan eserdi.Saint Petersburg için ilk söyliyeceğim tarihi harika korumuşlar ve şehri çok güzel ışıklandırmışlar.Şehrin sarı ışıkları yandığı zaman masal şehri haline geliyor.Hava sabah 9 a doğru aydınlanıyor ve aksam 8.30 da kararıyordu.Caddeler çok genis ve bakımlıydı.Size tatilimizi gün gün anlatıcam ve bu günler içinde gittiğimiz yerler ve yapılar hakkında bilgiler sunucam.Başlamadan önce otelimiz ve ulaşım hakkında bilgileride veriyorum.

TATAR CAMİSİ

Otelimiz PARK İNN PULKOSKAYA isimli 4 yıldızlı güzel bir oteldi.Çok büyük bir meydan da bulunan otelimiz hava alanı yani pulkova bölgesinde.Otelden 100 metre yürüyünce Moskovskaya caddesine çıkuyorsunuz.Çok büyük,düzenli ve güzel bir cadde.Moskovsky isimli upuzun bir alışveriş merkezi ile başlıyor caddemiz.500 metre sonra Lenin heykeli olan hükümet meydanına çıkıyor.

Metro ise çok kolay.Otelimizden nevski caddesine mavi hattan 7 durak sürüyor.Yaklaşık 15 dakika süren bir yolculuk.Metro sıradan ama 150 metre derine yürüyen merdiven zaman zaman korku verebiliyor.Para birimi ruble ,1 dolar :30 ruble,1 euro:40 ruble.Ülkemize göre biraz pahalı ama tekstil ürünleri oldukça pahalı.Mc donalds da bşr menu 5 dolar.Alfabeleri kıril alfabesi,hiçbişey anlama şansımız yok malesef.İnsanları güzel,zarif  ve kibar ama biraz soğuklar.Saint PETERSBURG’u tek kelime ile özetlemek istense bize bu kelime ZERAFET.

1.GÜN

Sabah yaptığımız turdan sonra saat 10.00 gibi odamıza yerleştik.Ferah,geniş ve temiz bir odaydı.Planımız saat 13.00 e kadar uyumak ve sonra dışarı çıkmaktı.3 saat mükemmel bir uykudan sonra hazırlanıp dışarı çıktık.Hazırlandık diyorum çünkü boyunluk,eldiven ve kıslık palto bizim için gerekliydi.4-5 derece ve esen sert rüzgar 24 dereceden gelen bizler için biraz zorlayıcıydı.Otelimizin yakınındaki pizza hut a gittik ve pizza ile karnımızı doyurduk.Yemek sonrası yediğimiz muzlu krep ise güzel sayılırdı.Krep oranın en moda yemeğiymiş.Tüm tur boyunca kreple yapılan tuzlu tatlı yemekleri yedik.Biliny adını verdikleri krep oldukça güzel.Bu akşam için planımız tepemok isimli oradaki zincir lokantada yemekti.Mc donalds a tepkli olarak açılmıs çok yaygın bir fastfood zinciri.Neyse Pizzat huttan çıkıp metroya yürüdük hedefimiz Nevski caddesiyi.Googgle maps ten çok çalıştığım için Nevskiyi avucumun içi gibi biliyordum.Ama bu kadar güzel ve eğlenceli olduğunu bilmiyordum.Hep kafamda Nice’deki JEAN MEDECİN caddesi gibi diyordum ama bence çok daha güzeliymis.Ayrıca bu cadde üstü kadar araları ve arkaları da güzel.

Metrodan gostni dvor ünündeki kırmızı kuleden çıkıyorsunuz.Bu bölge Saint Petersburg’un en hareketli noktası.Metro çıkısının karşısı Zenith arena mağazası ve Yelisiyum Gastronomi bulunuyor.Nevski caddesi gezerek kolay kolay biticek gibi değil çünkü hemen hemen tüm ara sokakları çok güzel ve girmeniz için sizi çağırıyor.Cadde üstündeki ve ara caddede bulunan hediyelik eşya ve hobi mağazaları çok güzeller.İçlerinde orjinal parçalar bulabilirsiniz.Cadde üstü dükkanlarda fiyatların daha yüksek olduğunu söylememe gerek yok sanırım.Biz ilk iş yelisium gastronomi isimli harika pastane-şarküteri-restorant karışımın yere girdik.Şanslıydık çünkü 2 yıldır restorasyon çalışması dolayısıyla kapalıymış.Google map den bakarsanız tadilatta oldğunu görüceksiniz.Buranın girişinde çok şık abiler ve ablalar bizi karşılıyor.Fotograf için küçük bir bilet parası ödüyorsunuz.Makaronlar-pastalar-poğacalar-havyarlar-etler-içicekler  hersey var hepsi inanılmaz bir sunumda sergilenip satılıyor.Madrid’te bulunan mercat san miguel’in çok daha şık oldugunu ve tek bir mağazada toplandığını düşünün.Biz yaklaşık 30 dk fotoğraf çektikten sonra orta alanda bulunan mini cafesinde tatlılarımızı kahvelerimizle yedik.Kaldığımız hergün buraya uğradık vazgeçemedik çok güzeldi.1 saat burda geçirdikten sonra başladık alışveris caddesi nevskiyi gezmeye.Bircok mağzaya girip çıkıp alıcaklarımızı az çok belirledik.NACCAX  isimli bir iş merkezine girdik.Cadde üstünde Yelisiev gastronomiyi geçince az sonra.Bu çarşıda herşey harika.Hediyelik eşya-hobi-kıyafet ve kozmetik ağırlıklı ama her dükkan insanı içeri çekicek atmosfere sahip.

 

NACCAX

NACCAX

Artık hava yavaş yavaş kararmış ve nevski caddesi,kazan katedrali ve ilk kan kilisesi başta tüm binalar sarı ışıklara büründü.Türkiye’ye göre hava geç karardı.Nevski üzerinden,ilk kan kilisesini gören kanal girişinde  gece fotoğraflarımızı çektik

KAZAN KATEDRALİ

Kazan katedrali de bizim en güzel fonlarımızdan biri olmuştu.İnsanlar şık,saygıllı  caddeler ışıl ısıl, hava güzel  Saint PETERSBURG harikaydı.Yemek için Tepemok’a gitme zamanıydı.Öncelikle şunu belirtelim tepemok akşam yemeği için hafif kalan bir yermiş.Fast food sonuçta.Dve pacokhı daha akşam yemeğine uygun bir yer.Akşam yemeğinde bilini(onların krepi),pelmeni(mantı)borç çorbası be pepsi kola menümüzdü.Pelmeni sade yedik,bizim mantıya çok benziyen ama içinde bol malzemesi vardı ve et suyuyla pişmiş çok lezzetliydi.Borç çorbası ise içinde ince doğranmış sebzelerin olduğu ve yoğurtla birlikte servis yapılan kırmızı bir çorbaydı, güzeldi.Bilini ise etli,tavuklu çikolatalı ve daha birçok çeşitliydi.Güzel ama bizim kreplerimiz daha güzeldi.

BORÇ CORBASI                                                                                                           TAVUKLU BİLİNİ

PELMENİ

Yemekten sonra ilk günün mutlu yorgunluğuyla metroya binip otelimize döndük. St.Petersburg’da metro çok keyifli ve karışık gibi durmasına rağmen nerede inip bineceğinizi biliyorsanız eğer kolay.Metrodan indikten sonra markete uğrayıp odamıza biraz abur cubur ve su aldık. İlk günün son saatini de odamızda ayaklarımızı uzatıp abur cubur yiyerek televizyon karşında geçirdik.

2.Gün için planlı 2 programımız vardı.Birincisi havanın çok güzel olmasından dolayı Neva nehri ve kanallar turu.Diğeri ise tabiki Hermitaj müze gezimiz.Sabah odamızdan bu programlarımızı gerçekleştirmek için çıktık.Yine metro ile Nevski caddesine indik.Kahvaltı için cadde üstünde bulunan Cafe Company isimli cafeyi seçtik.Viena tarzı bir cafe olma iddasında olan bu şirin cafe Sacher’de sınıfta kalsada  mükemmel tiramisu ile durumu kurtarmayı başardı.

Dinlenmek için yarım saat harcıcaksanız yol üstü uğranabilicek bi yer.Güzel kahvaltımızdan sonra hemen Mançikov köprüsü başında kanal turumuz için teknemize bindik.Hava güneşli olduğu için dışarda izleme sanşımız oldu.Güneşli ama yine de battaniye altında 1 saat harika binalara kanallar ve manzaralar izleyerek geçen bir tur oldu.Yazlık saray,kışlık saray,petrograd adası silueti gibi harika manzaralarla hem neva nehrini hemde st.PETERSBUR’U gezdik.Neva nehrinden de bahsediyim.Neva yenisu demekmiş ve bu nehir sadece 1000 yıllıkmış.1000 yılın bir nehir için çok genç oolduğunuda burdan öğrenip 2.durağımız olan Hermitaj müzesine yürüyoruz.Müze indiğimiz MANÇİKOV köprüsünden sağ tarafa sanat meydanı tarafınna 500 metre yürüyünce nevski caddesinin sonunda.Cadde sonunda saga dogru yaptınız bir u ile çok büyük bir meydan karşınızda çıkıyor.Büyük bir direk meydanı süslğyor.Meydanın solundakı yeşil binalar işte HERMİTAJ.

Çok uzun olmayan kuyruğun sonunda hermitaj içine girdik.Kisi başi 8 dolar gibi bir fiyatı var.Yaklaşık 6 dolar daha verirseniz fotoğraf çekmenize izin veriyorlar.Hermitajın giriş merdivenleri bizi bir saraya geldiğimizi hemen hissettiriyordu.16000 yağlı boya,12000heykel varmış.toplam 3 milyon eser varmış ve 5 binadan oluşuyor.Eğer her esere 10 saniye bakarsanız 3.5 yıl sürüyormuş.Binalar bir yanda büyük meydana diğer cephede ise neva nehrine bakıyor.Birçok önemli eser var ama beni en çok Leonardo da Vinci’nin madonna litta ve madonna ve çocuğu eserleri etkiledi.Bir leonardo eserine 1cm e kadar yaklaşabilmek ve fotoğrafını çekebilmek cidden çok heyecanlıydı.

Hermitaj çıkısı Puşkin’in hayatını kaybettiği duello öncesi son kahvesini içtiği Edebiyat cafe’ye (Literatür cafe)gittik.Çok ilginç,Nevski caddesi üstünde bu kafe ve kafenin girişi düz ayak ama girdiğiniz kısım sadece karşılama vevestiyer.Kafe için üst kata çıkmanız lazım.Ortam sanki kasvetli ve çok ağır diye eşim girmek istemedi ve bende yorgunluktan boynumu büktüm ve girmedik.Ama girişteki puşkin heykeli çok hoştu ve içersinin dizaynını ve havasını hep merak edicem:(

Yürümeye devam ettik ve meşhur SİNGER dikiş makinelerinin binasına yani kafe singer ve kitapçısına geldik.İçerde çok güzel bir kitapevi ve kafesi var.Binanın dış dizaynı ise enfes.Dışarı çıkıp kanal boyunca ara sokağa girdik.Amacımız İlk kan kilisesi ve arkasındakı sanat pazarına gitmekti.İlk kan kilisesi gerçekten harika bir kilise(ortodoks kilisesi).Binası tarifi zor mutlaka görülmesi gereken bir bina.Hikayesi ise ……… köleliğe  …… tarihinde son vermiş ve bu mücadele için saldırıya uğramış.Kanı akıtılan yere ise halk kendi parası  bu kiliseyi yapmış.25 yılda yapılmış.İlk kan kilisesi,İsa’nın kanı kilisesi ve sıçrayan kan kilisesi bu kiliseye verilmiş isimler.Nevski’den bakınca özellikle gece ışıklandırılmış manzarası eşsiz diyebilirim.

İLK KAN KİLİSESİ

Arkasındakı sanat pazarı ise şirin ve güzel bir pazar ama bizim gördüğümüz kalpak-matruşka bebek ve faberja yumurtası ağırlıklıydı.Fiyatları ise söylenen kadar pahalı değil.Bence beğendiğiniz birşey bulursanız ordan rahatça alabilirsiniz.

İlk kan kilisesinin yan tarafında ………………… parkı girişi var.Bu park şehir içinde bulunan güzel parklardan biri ama bizce en güzeli.Havanın soğuk olmasına rağmen biz zevkle yarım saat oturduk,çok güzeldi.

Bu akşam için asıl amacımız Opera ve klasik müzik cenneti bu şehirde bu deneyimlerden birinin yapmaktı.Hatta Türkiye’deki çalışmalarımda MARİNSKY tiyatrosunun mükemlelliğini duymuş araştırmıştım.Pazar gecesi ise Aida operası vardı.Fakat 4 saat sürmesi ve bittiği saatte metronun bitmiş olması bizi biraz korkuttu.Güzel tatilimizi bozmayalım diye daha kısa  oyunlar aradık.Onlarca bilet noktası ve tiyatro bulduk ama İngilizce bilmeyen memurlar ve kiril alfabesi bizi hep engelledi.Bulduğumuz 2-3 oyunu dabeğenmedik.Ya konser yada tek kişilik gösteriydi ve sadece rusçaydı.

Bu hüsrandan sonra artık harika yemeğimizi yemeye Nevski caddesi üstünde olan Marketplace isimli restoranta gittik.Beef Strongonoff aslında St.PETERSBURG’a özgü bir yemekmiş.Ünlü Strongonof ailesine özel yapıldığı için Beef Strongonof denmis.Ama inanılmaz biz bulamadık hiç yapan yer.Bir yer bulduk onu da marketplace de enfes görünen et için seçmedik.Marketplace oldukça sıcak ama küçük bir yerdi.Domuz etleri harika görünüyordu ama maneviyatımız yine izin vermedi.İyiki vermemis yediğimiz harika biftek herşeye değdi.Sanırım dryage ile dinlendirilmiş kalın ama yumuşacık bir biftekti.Şef kabaca zibidi gibi biseydi ama enfes pişirdi.Yediğim belkide en güzel biftekti.Açık büfeden istediklerinizi alıp,ekmek,kola dahil   kasada ödüyorsunuz .Yemekler sonra geliyor.Fiyatlar yine uygundu,2 kisi 40 euroya yedik doyduk tıkabasa.

Yemekten sonra çok yorulmuştuk ama yemek üstü karıcığıma tatlı sözüm vardı.Yine nevski üstünde giriş hatta girince 4 basamak ile aşağı inilen bir kafe-restorant vardı.Oraya gittik.Adı PELETOPAK KAFE.Cam kenarında yola sıfır hatta eksi pozisyonda çok şık bir kitaplığın önünde oturduk.Capuçinomuz ve çikolatalı muzlu pastamızı yedik.

Artık herşey tamamdı ve metro ile otelimize gelip odamızda keyif yaptık.Ertesi gün,koskoca boş bir gün bizi alışveriş bekliyordu,dinlenmeliyik…

Son günümüzde bizi güzel bir Saint Petersburg günü karşıladı yani Yağışlı ve puslu:)

Evet Peterburg bize sonunda gerçek yüzünü gösterdi ama biz zaten onun güzel yüzünü görmüş artık sadece alışveriş yapmak kalmıştı.Yani O’na minnettardık.Alış veriş için 2 gün boyunca gezdiğimiz yerlerde küçük küçük notlar almıştık şimdi işimiz onları birer birer toplamaktı:)Annem, kayınvalidem,kayınpederim,abim,senem ve tabiki Faruk ve Emir’den oluşan uzun bir liste vardı süprizler alınacak.Sabah otelimiz bölgesinde bulunan Moskovski alışveris merkezinde alışveris yaptık sonra  Yelisiev gastronomdan voktalar alınıcak sonra naccax ‘dan kişisel bakım malzemeleri alınıcak en son da gostini dvor a gidilcekti.Mc donalds da bu zor güne kahvaltı ile başlandı.Gostini dvor’a kadar plan uygulandı ama gostını dvor inanın 1 günde bitmezmiş.Her kısmı harikalarla doluydu ve bize tam 3 saate patladı:)Faberja yumurtalarını ve matruska bebeklerimizi de alıp alışverişi tamamladık.Ellerimiz dolu yağmur altında zor bir dönüş ile odamıza geldik.Bitkindik,6 saat alışveris yapmış ve yorgunduk.Şimdiki plan herşeyin başladığı yer olan Pizza hut’a gidip harika bir veda yemeği yemekti.Öyle de oldu tıka basa doya doya yedik.İlk gün geldiğimiz boş pizzat hut gitmiş,tıka basa dolu Pizza hut gelmişti.Güzel yemekten sonra yediklerimizi biraz eritmek için moskovskaya caddesinde yürüdük ve çok geniş bir meydana geldik.Meydanda dev bir LENİN heykeli vardı.İyiki yürümüşüz güzel bir gezinti oldu ve en son otelimizin karşısındaki marketimize gidip ucuz ama kaliteli voktalarımızı da aldık.Otelde bizi 1 saat sürücek valize yerleştirme işi bekliyordu.

4.gün sorunsuz bir yolculuk ile ülkemize döndük….

Son olarak centilmen,mesafeli ama soğuk olmayan Rus insanına hayran kaldık.Yaptığımız geziler içinde kendimizi en rahat ettiğimiz yerdi diyebilirim.Bazı mağazalarda Türk olduğumuzu anlayıp Türkçe konuşan Türkmen soydaşkarımızı görmekte güzeldi.Her güzelliğe rağmen Saint Petersburg’a yazın beyaz gecelerde gidin ve yazlık sarayı gezin,Marinsky’de oyun izleyin ve bizim yaptıklarımızı eksiksiz yapın.Yeni rotalarda görüşmek üzere…..SEVGİLERİMİZLE…..

 not:gezimin daha kaliteli ve rahat geçmesi için gezi öncesi yaptığım çalışmalarda bana yardım eden başta sayın arkutbay ve Neşe hocam başta tüm kendingez ailesine teşe

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fiyortlar ve Norveç :Geleneksel gemi gezimiz

Artık geleneksel hale gelmiş olan gemi gezimizde bu yılki rotamız Fiyortar yani Norveç’ti. 10 kişilik kalabalık aile topluluğumuzun en küçüğü tabiki Emir’de ekipte yer aldı.Gemimiz yine MSC filosunda yer alan Orchestra isimli gemiydi.Daha önce yolculuk yaptığımız Magnifica ve Preziosa kadar büyük,yen, ve etkileyici olmasa da büyük salonları ile göz kamaştırıyordu. Tur operatörlerinin son Fiyortlar turuna […]